BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİ

%%98 Beğeni / 3 kisi oyladi!  

Yıl; 1800’lü yıllar. Yer; Finlandiya. Hem fiziksel olarak, hem coğrafi olarak hem de ahlaki olarak tam bir bataklıklar ülkesi Finlandiya. Alkol bağımlısı babalar, kaderine razı analar, bakımsızlıktan, hastalanan, ölen çocuklar, eğitimsiz, kaba, cahil gençler ve hayata dair hiçbir umudu kalmayan sözde aydınlar ülkesi.  

         Ülke, sözde kendini yönetiyor ama İsveç’in egemenliği altında. Bütün üst düzey kadrolar İsveçli yöneticilere ait. Fin halka akla gelmeyecek aşağılamalar yapan, hakaretler yağdıran İsveçli yöneticiler, İsveç’te işe yaramayıp Finlandiya’ya gönderilen zevk meraklısı, yeteneksiz, ukala adamlar. Bu yöneticilerin altındaki Finliler, halihazırda içmeye düşkün, çalışmayı zulüm olarak gören, eğitimsiz, kaba ve bataklığa batmış durumdalar.

         Kaderine razı, umutsuz insanların yaşadığı bu bataklıkta açan bir ışık, bir zambak… Johan Wilhelm Snelman

         Snelman, 1806 yılında Stokholm kentinde, bir kaptan ile bir ev hanımının oğlu olarak dünyaya geldi. Bir eğitimci olarak genç yaşlarda bütün dikkatleri üstüne çekti. Okul müdürlüğü, profesörlük derken siyasete girdi. Düşünceleri ve Fin halkını muasır medeniyetler seviyesine çıkartma azmi ile Finlerin kahramanı haline geldi.

         Bir halkın kahramanı olmak kolay değil, özellikle bataklığa batmış bir ülkeyi aydınlığa çıkartmak herkesin harcı değil.

         Rus yazar ve bilim adamı Grigory Petrov  “Beyaz zambaklar ülkesinde” kitabında bataklıklar ülkesi olan Finlandiya’nın nasıl beyaz zambaklar ülkesi olduğunu anlatıyor. Tabi ki bunun mimarı olan Snelman’dan bahsediyor.

         Atatürk’ün Türkçe’ye çevirttirdiği ve bütün askeri okullarda okutulmasını zorunlu tuttuğu bu kitap tam bir rehber kitap.

         Kurtuluş savaşı sonrasında Türkiye’nin vermiş olduğu medeniyete ulaşma mücadelesine çok benzeyen bir mücadele. Kitabın çoğu bölümlerinde kendimizden örnekler buluyoruz. Hatta şu an bile bu kitaptan ders almamız gereken yerler var.

         Petrov kitabında Finlerin aydınlanma sürecini anlatırken ağırlıklı olarak Senlman’dan bahsediyor. Ayrıca, din adamlarından, ülke yönetiminden, kışladan, futboldan, aileden, Karokep isimli bir zenginden, köylülerden ve Papaz Makdonald’dan yani, bu aydınlanma sürecinde katkısı bulunan ( Böyle bir mücadelede milletin top yekin bütün alandan insanların katkıda bulunması gerektiğini anlıyoruz.) bütün faktörlerden bahsediyor.    

         Snelman, arkadaşları ve ona inananlar, Fin halkını aydınlatmak, bataklıklar ülkesini beyaz zambaklar ülkesine çevirmek için adeta seferberlik ilan etmişlerdi. Snelman, başlarda bir avuç olan insanlara şöyle sesleniyordu;

         “ Aydın olmak modaya uygun kıyafetler giymek veya kolalı yakalık ve modern şapka takmak değildir.

         Halk size, iyi ücret almanız ve akşamları sözde okuma salonlarında kağıt ve domino oynamanız için okutup terbiye vermedi. Bu durumda siz aydın değil de, küflenmiş aydın oluyorsunuz. Siz halkın aklını, halkın iradesini ve enerjisini, halkın vicdanını, fikrini uyandırmak zorundasınız; köylüyü işçiyi toplumun alt tabakalarını nasıl iyi yaşanır, nasıl iyi yaşam koşulları yaratılır diye eğitmek zorundasınız.

         Halka hayatın değerini anlamayı ve onu korumayı öğretin. Daha rahat, daha sağlıklı, daha uygun bir yaşam tarzı nasıl kurulur, onu öğretin. Kendilerinin ve çocuklarının sağlığını nasıl koruyacağını öğretin. Mutlu bir aile hayatı nasıl kurulur onu öğretin. Erkeğin kadına ve kadının erkeğe nasıl davranacaklarını ve çocuklarının nasıl eğitileceğini öğretin.

         Halkı doğruya, düzene, disipline alıştırın. Halkın vicdan duygusunu geliştirin. Kendilerinin ve başkalarının hakkına saygı duymalarını öğretin.

         Bütün bu işlerde halka iyi örnek olun.”

         Meşaleyi yakan Snelman, bütün ülkeyi gezdi, halkın her kesiminden insanlarıyla konuştu. Din adamlarına, insanların içindeki ateşi nasıl canlandıracaklarını, doktorlara, halkı sağlık konusunda nasıl aydınlatacaklarını, öğretmenlere, ülkeye nasıl yararlı gençler yetiştireceklerini, Anne ve babalara, çocuklarını nasıl yetiştirmeleri gerektiğini, çiftçilere, ürünlerini nasıl verimli yapacaklarını, kışlalara, askerlerin nasıl örnek olacaklarını, hukukçulara, iş adamlarına, memurlara ve bürokratlara sorumluluklarını yılmadan, yorulmadan anlattı.

         Yazar Grigory Petrov ayrıca, Karokep isimli bir zenginin ibretlik hikayesini  ve Papaz Makdonald’ın aydınlanma yolunda yaptığı konuşmaları da kitabında yer vermiş.

         Bizim mücadelemize  oldukça benzeyen bu aydınla mücadelesini anlatan “ Beyaz zambaklar ülkesinde” herkesin tekrar okuması gereken bir kitap. Özellikle, muasır medeniyetler toplumlarına yetiştiğimizi düşünüp de içlerindeki ateşlerin sönmesine neden olan ve ahlakından, disiplininden, çalışma azminden ödün verenlerin  tekrar tekrar okuması gereken bir kitap.

 

20 Eylül 2018 Perşembe
MİNA BURÇİN UYSAL
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - ANTALYA