ŞİDDETSİZ İLETİŞİM-MARSHALL B. ROSENBERG

Şiddetsiz iletişim Marshall B.ROSENBERG tarafından kaleme alınmış Remzi Kitapevi tarafından yayımlanmış bir yaşam dili olarak hayatımızın her evresinde kullanabileceğimiz doğru iletişim dilini anlatan bir iletişim kitabı

Şiddetsiz iletişim: İnsanı gönülden vermeye yönelten zorlayıcı şartlar altında bile insanca davranma yeteneğimizi güçlendirecek dil ve becerileri üzerine kurulu bir iletişim yoludur.

Şiddetsiz iletişimin dört öğesi vardır.

1-Gözlem

2-Duygu

3-İhtiyaçlar

4-İstek/rica

Şiddetsiz iletişimin özü, dillendirilen sözcüklerde değil, bu dört bileşenin bilincinde olmamızdandır. Bu dört alan: Ne gözlemlediğimiz, ne hissettiğimiz, neye ihtiyaç duyduğumuz, ve hayatımızı zenginleştirmek için ne isteğimizdir. Şiddetsiz iletişim tüm varlığımızla, içtenlikle dinlemeyi saygı ve empatiyi besler.

Yargılar dünyasında kimin ne olduğuna odaklanırız. Eğer karşımızdaki ayrıntıları bizden daha fazla  önemsiyorsa ”fazla seçici” ve “mükemmelliyetçi” dir. Eğer biz ayrıntıları karşımızdakinde daha fazla önemsiyorsak o zaman karşımızdaki bizim gözümüzde ”dikkatsiz” ve “dağınık” olur.

Şiddet kötüdür demek yerine ‘’ Anlaşmazlıkları çözmek için şiddete başvurulması beni korkutuyor; insanlar arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için başka yollar kullanılmasını değerli bulurum.’’ diyebiliriz.

Şefkatle alıp vermekten keyif almak doğamızda var fakat,hayata yabancılaştıran iletişim şekillerini öğrenmiş olduğumuz için kendimizi ve başkalarını incitecek şekilde konuşmaktan ve davranmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz.

DEĞERLENDİRMEDEN GÖZLEMLEMEK

Şiddetsiz iletişimin birinci bileşeni gözlem ile değerlendirmeyi birbirinden ayırmayı gerektirir. Gözlem, bir başkasına nasıl olduğumuzu dürüstçe ve açıkça ifade etmeyi istediğimiz "Şiddetsiz İletişimin önemli bir unsurudur.

Örneğin; her zaman, asla, hep, hiç, ne zaman ki vb. Sözcükler aşağıdaki gibi kullanıldıklarında gözlem ifade eder.

  • ........... her telefonda en az 30 dakika konuştuğunu görüyorum.
  • Bana hiç mektup yazdığını hatırlamıyorum.

Bu sözcükler bazen abartma amacıyla kullanılır. Böyle durumlarda gözlemler ve değerlendirmeler iç içe geçmiştir.

  • Sen hep meşgulsün.
  • Ne zaman lazım olsa yerinde değil.

Günlük hayatta kullanılan sık sık ve nadiren gibi kelimeler de gözlemle değerlendirmenin karıştırılmasına neden olur.

DUYGULARI FARK VE İFADE ETMEK

Duyguları düşüncelerden ayıralım.

Nasıl olduğumuz hakkındaki hislerimiz ile düşüncelerimizi birbirinden ayıralım.

Bir durum karşısında gerçek duygularımızı anlatmak için önemsiz olduğumu hissediyorum demek yerine üzülüyorum veya cesaretim kırılıyor demekte yarar var. duygularımızı dile getirerek yaralanabileceğimizi göstermek, anlaşmazlıklarımızı çözmeye yardımcı olabilir. Şiddetsiz İletişim, gerçek duyguları dile getirmeyi, düşünce, yorum ve değerlendirme ifade eden söz ve açıklamalardan ayırt eder.

DUYGULARIMIZIN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEK

Olumsuz bir mesaj aldığımızda üçüncü seçeneğimiz, bilincimizin ışığını kendi duygu ve ihtiyaçlarımıza yöneltmektir. Bu durumda cevabımız şöyle olabilir; Bana "Bugüne kadar tanıdığım en bencil insansın!Dediğini duyunca kırılıyorum. Çünkü, senin tercihlerini göz önünde bulundurmak için sarf ettiğim çabanın takdir edilmesine ihtiyacım var”. Dikkatimizi kendi duygularımıza ve ihtiyaçlarımıza odakladığımızda, o anda hissettiğimiz incinme duygusunun, takdir edilmek için harcadığımız çabanın tanınması ihtiyacından kaynaklandığının bilincine varırız. Son olarak, olumsuz bir mesajı alırken dördüncü seçeneğiniz, bilincimizin ışığını diğer kişinin o anda ifade ettiği duygu ve ihtiyaçlara yöneltmektir. O zaman örneğin şöyle sorabiliriz: “ Önerilerinin daha çok dikkate alınmasını istediğin için kırıldın?”

Duygunuzla ihtiyacınızı birbirine bağlayın: “…hissediyorum, çünkü ben…” Bu tür örneklerde başka bir zamir yerine ben sözcüğünü yerleştirerek kendi duygularımızın sorumluluğuna dair bilincimizi derinleştirebiliriz:

  • “ Broşürlerimizde imla hataları olunca gerçekten sinirlendiğimi hissediyorum, çünkü ben şirketimizin profesyonel bir izlenim vermesini önemsiyorum.”

İHTİYAÇLARIMIZI İFADE ETMENİNACISINA KARŞI ONLARI BASTIRMANIN ACISI

İhtiyaçlarımızın farkına varıp onları açığa vurduğumuzda acımasızca yargılandığımız bir dünyada böyle davranmak son derece ürkütücü olabilir. Biz ihtiyaçlarımıza değer vermezsek başkaları da vermeyebilir. “İhtiyaçlarımı karşılamadığı için 36 yıldır babana kızgındım ve bu zaman zarfında ona bir kere bile açıkca neye ihtiyacım olduğunu söylemediğimin şimdi farkına vardım.”

DUYGUSAL KÖLELİLTEN DUYGUSAL ÖZGÜRLÜĞE

Duygusal özgürlüğe doğru yol alırken ilişkilerimizde çoğumuzun üç aşama deneyimlediği anlaşılıyor.

Birinci Aşama: Duygusal kölelik, kendimizi başkalarının duygularından sorumlu hissederiz.

İkinci Aşama: “Başkaldırı” dönemi, kızgınız; artık hiç kimsenin duygularının sorumluluğunu üstlenmek istemiyoruz.

Üçüncü Aşama: Duygusal özgürlük, niyetimizin ve davranışlarımızın sorumluluğunu üstleniyoruz.

Şiddetsiz İletişimin üçüncü bileşeni, duygularımızın ardındaki ihtiyaçlarımızın farkına varmaktır. Birisi bizimle olumsuz biçimde iletişim kurduğunda, verilen mesajı alırken dört seçeneğimiz vardır:

  1. Kendimizi suçlamak
  2. Başkalarını suçlamak
  3. Kendi duygu ve ihtiyaçlarımızı sezmek
  4. Diğer kişinin olumsuz mesajının ardında saklı olan duygu ve ihtiyaçları sezmek.

HAYATI ZENGİNLEŞTİRECK OLANI İSTEMEK

Ricamızı nasıl dile getirelim ki karşımızdakinin, ihtiyaçlarımıza şefkatle cevap vermeye gönlü olsun.

Olumlu Eylem Dili Kullanmak

Bir şey rica ederken olumlu dil kullanalım. Ayrıca belirsiz dil kullanımının içsel kargaşaya katkısını göstermesi açısından bir klinik psikolog ile hastanın görüşmelerini inceleyelim:

Hastanın ne istediğinin bilememesi üzerine uzmanın verdiği cevap şöyledir;

Eğer kendini daha iyi hissetmek istiyorsan, senin hayatını güzelleştirmek için insanların ne yapmalarını istediğine netlik getirmende yarar var. Bunun üzerine,

Hasta: Ben sadece birinin beni sevmesini istiyorum.

MBR: Bu isteğin konusunda netleşmeni istiyorum. Örneğin ben şu an ne yapabilirim?

PSK: Aradığın sevgiyi sana verebilmek için benim veya başkalarının ne yapmasını istediğini bana söylemeni istiyorum.

Hasta. Bu zor işte!

PSK: Evet açık ve net ricada bulunmak zor olabilir ama kendimizin bile ne olduğunu bilmediğimiz ricamıza diğerlerinin karşılık vermelerinin ne kadar zor olacağını artık sen düşün.

Hasta: Sanırım ne istediğimi henüz ben bile fark etmemişken sizin tahmin etmenizi istiyorum. Sonra da bunu her zaman yapmanızı isterim.

PSK: Açıklığın için minnettarım eğer yapılmasını istediğin buysa sevgi ihtiyacını karşılayacak birini bulamayacağını umarım artık görebiliyorsundur.

KARŞIDAKİNİN  DUYDUĞUNU TEKRARLAMASINI İSTEMEK

Yolladığımız mesajın karşı tarafa ulaştığından emin olmak için duyduğunu kendi sözleriyle tekrarlamasını rica ederim!

Şiddetsiz İletişimi uygulamak, görmek istediğimiz açık yüreklilik konusunda ne istediğimizin farkında ve bilincinde olmayı; bunu somut eylem dilinde rica etmeyi gerektirir.

Bir grupta konuşmacı ne cevap almak istediğini bilmiyorsa çok zaman kaybedebilir.

Bir gruba hitap ettiğimizde ne istediğimizi net bilmiyorsak genelde verimsiz tartışmalar başlar. Örneğin Hindistan’da insanlar, başlattıkları görüşmelerde istedikleri cevabı aldıklarında “bas” derler. Bu sözcüğün anlamı “başka bir şey demen gerekmiyor, tatmin oldum ve şimdi başka konulara geçmeye hazırım.”

EMPATİYLE ANLAMAK

Şiddetsiz iletişimin iki yönü vardır. Bunlardan birincisi açık yüreklilikle dile getirmek diğeri ise empati ile anlamaktır. Empati ise karşımızdaki kişiyi zihnimizi boşaltarak bütün varlığımızla dinlemektir.

DUYDUĞUMUZU KENDİ SÖZLERİ İLE TEKRARLAMAK

Şiddetsiz İletişim bizi, duyduğumuzu kendi sözcüklerimizle tekrar ederken hem anladığımızı gösterecek hem de konuşanı gerekli gördüğü düzeltmeleri yapmaya cesaretlendirecek biçimde sorular sormaya davet eder.

Duyduğunu kendi sözleriyle tekrarlamak zaman tasarrufu sağlar. Yapılan araştırmalar gösteriyorken her iki tarafın cevap vermeden önce, bir önceki konuşanın söylediklerini aynen tekrar etmeyi kabul etmesi, anlaşmazlığı çözme süresini yarıya indiriyor.

EMPATİYİ SÜRDÜRMEK

Empatik bağlantıyı sürdürdüğümüzde, konuşan kendi özünün daha da derinlerine dokunma olanağı bulur. Empati kurabilmek için empatik düşünce yapısına ihtiyacımız vardır. Empati, başkalarının yaşadıklarını saygıyla anlamaktır. Empati kuracağımıza, çoğu kez kuvvetli bir öğüt verme, rahatlatmaya çalışma, kendi durumumuzu veya duygularımızı açıklama dürtüsü ağır basar. Empati kurabilmek için önce kendimizin empatiye ihtiyacı vardır. Savunmaya geçtiğimizde veya empati kuramadığımızı fark ettiğimizde yapabileceğimiz şeyler şunlardır:

  • Dur, nefes al, kendinle empati kur.
  • Şiddetsiz çığlık at.
  • Ara ver.

EMPATİNİN GÜCÜ

Empati dünyamızı/dünyayı yeni bir bakış açısı ile yeniden algılayabilmemizi sağlar. Başkalarının duygularını ve ihtiyaçlarını dinleyerek “çok şey söylememizi” sağlar.

En yakınlarımızla empati kurmak en zoru olabilir.

MECBURUMU SEÇİYORUMA ÇEVİRMEK

Birinci Adım: Yaşamınızda keyif almadan yaptığınız neler var? Bunları bir kağıda yazın.

İkinci Adım: Listenizi tamamladıktan sonra bu yaptıklarınızı mecbur olduğunuz için değil, yapmayı seçtiğiniz için yaptığınızı açıkça kabul edin.

Üçüncü Adım: Belli bir eylemi yapmayı seçtiğinizi kabul ettikten sonra, seçiminizin ardındaki niyetle bağlantı kurmak için, “ Ben……….. yapmayı seçiyorum, çünkü………..istiyorum.” cümlesini tamamlayın.

ÖFKEYİ TAM OLARAK İFADE ETMEK

İnsanı öldürmek çok yüzeyseldir. Öldürmek, vurmak, suçlamak, başkasının fiziksel ya da duygusal olarak canını acıtmak, hep öfkeli olduğumuzda iç dünyamızda olan bitenlerin yüzeysel şekilde ifade edilmesidir. Biz gerçekten öfkeliysek, kendimizi tam anlamıyla ifade edebilmek için çok daha güçlü bir yöntemimiz olsun isteriz.

TETİKLEYEN OLAYI NEDENDEN AYIRMAK

Biz hiçbir zaman başka birinin yaptığı bir şey yüzünden öfkelenmeyiz diğer kişinin davranışını “tetikleyen olay” şeklinde tanımlayabiliriz ama tetikleyen olay ile neden arasında net bir ayrım yapmamız çok önemlidir. Duygularımızın  nedeni diğer kişinin davranışı değil, kendi ihtiyacımızdır. İhtiyacımızla bağlantıda olduğumuzda, ister güvence, ister fayda veya yalnızlık ihtiyacı olsun, içimizdeki yaşam enerjisiyle bağlantıda oluruz.

Öfke, dikkatimizi ceza eylemlerine çekerek enerjimizi tüketir. Öfkelendiğimizde karşımızdaki kişiyi zihnimizde farklı şekillerde etiketleriz. Öfkemiz geçtiğinde ise bu duruma daha farklı açılardan bakabiliriz. Yani öfkemizin nedeninin diğer kişinin ne yaptığı değil kendi zihnimizdeki kanaatler ve yorumlar olduğunu fark ederiz.

Öfkeyi İfade Etmenin Dört Adımı

  1. Duralım, derin nefes alalım.
  2. Yargılayıcı düşüncelerimizi saptayalım.
  3. İhtiyaçlarımızla bağlantı kuralım.
  4. Duygularımızı ve karşılanmayan ihtiyaçlarımızı getirelim.                                              

Çok severek okuduğum Şiddetsiz İletişim kitabından alıntılarımın siz okuyucularımıza keyifli vakit geçirmesi  ve kendimizi sorgulamamıza ve doğru adımlar atmamıza bir nebze de olsa ışık tutabilmesi dileği ile ....

                                                                                                                                                                                                                                                                                       Gönül Güzel                                                                                                                               Koordinatör zümre başkanı-Mesleki Gelişim Uzmanı

 

23 Mayıs 2018 Çarşamba
GÖNÜL GÜZEL
SINIF ÖĞRETMENİ - GÖLBAŞI